22 Haziran 2010 Salı

bir artı bir


bunu sizinle paylaşmam gerektiğini düşünüyorum.
09 ilkbaharından beri tek başıma yazmayı düşündüğüm bir blog düşüncem var. bugüne kadarki denemelerin aksine üzerinde çalışılmış yazıların bulunduğu bir blog düşüncesi. geçtiğimiz sene çeşitli sebeplerle bu iş yattı, ama blogun ismini bile belirlemiştim.
geri geldikten sonra bir iki haftadır bu blogu artık açayım diye düşünüyorum. benim adıma pek haz etmediğim bir durum oluştu, aktarayım. bloga koymayı düşündüğüm "bir artı bir" ismi roll kapatıldıktan sonra kurulan yeni derginin de ismi olmuş bu sene başında. muhtemelen aynı yere gönderme yapılarak konulan bir isim bu, keyfim kaçtı bundan ötürü. yine de tefaruatlar üzerinde takılmayıp yazmaya başlamak gerek, isminden çıkartabileceğiniz üzere sinema üzerine bir şeyler olacak, her an başlayabilirim haberiniz olsun.
bu arada bu yazıyı kimler okuyor onu da merak ediyorum doğrusu. reader de sayfanın 23 okuyucusu olduğunu gördüm ve çok şaşırdım, reader kullanan hiçbir tanıdığım yok, yani bu 23 kişi benim için muallak, şimdi ortaya çıkın falan demiyorum kimseye-isteyen herkesle yollarımız kesişiyor bir şekilde zaten- ama bu da garip geldi paylaşayım dedim. yani şöyle bir durum var, bir yeri okuyorsam arada bir merhaba da diyebilirim, çok zor olmasa gerek.
iyi geceler.

19 Haziran 2010 Cumartesi

selim


evet, dün gece selim beni aradı-ki aylar geçmişti aradan- dolandırmadan sordu:
jeremy 18, 19 yaşındaki bir kızla sırf en sevdiği film a bout de souffle diye çıkar mısın?
ki evet dedim.
ben de öyle düşünmüştüm dedi ve kapadı.
sonra biraz düşündüm.
kısacık kesmişti saçlarını ve içti ilk sigarayı.
iyi geceler.

16 Haziran 2010 Çarşamba

haziran iki bin on


sanat burjuva toplumunun maddi hayat sürecinde illegal hale gelen ihtiyaçların sanal olarak da karşılanması için bir sığınak haline gelir.
habermas

tsai ming liang in visage ı sonrası aklıma gelen.

çünkü

yalnızca zevk aldıkları için zevk alanlardan nefret etmeyi, neşelerini paylaşmayı beceremediğimiz için neşeli insanları hor görmeyi ihmal etmeyelim sakın. bu sahte küçümseme, bu bayağı kin altındaki toprakla kirlenmiş kaba saba kaideden başka bir şey değildir; üzerinde sıkıntımızın benzersiz, kibirli heykeli yükselir, yüzü sırrına erilmez bir gülümsemeyle kuşatılmış, karanlık bir figürdür o.

pessoa

14 Haziran 2010 Pazartesi

şeyler

unutma, çok yaratıcı ve içerik açısından son derece zengin bir eylemdir. bu eylem sayesindedir ki bizler, sürekli olarak ve hep yeniden o önyargısız ve tutarlı kişiliğimizi, dünyada her şeyin gerekçesi saydığımız kişiliğimizi yaratırız.

Ernst Bloch, İzler.