31 Ekim 2009 Cumartesi

michel piccoli



geçmiş yılların klasiklerine kafanıza göre daldığınızda, bir yol göstericiniz olmadığında bazı isimleri de şansa keşfetmeniz kaçınılmaz oluyor. belki le mepris de, belki dilinger e morto da veya belle de jour ilk defa onu görmüşsündür veya göreceksin. sonra yine belki les choses de la vie de, la grande bouffe de veya les demoiselles de rochefort de onu tekrar göreceksin ve evet işte bu adamı hatırlıyorum ya şurada oynamıyor muydu diye mırıldanacaksın. bu gri siyah gözlü adam melankolik, sayrıl, sapık, kibirli, nasıl bir karakteri oynarsa oynasın orada fark yaratmayı başaracaktır senin gözünde. ve kendi kafana göre takıldığın film serüvenlerinde onun yaşlanmasına da tanık olacaksın, le journal d'un femme de chambre den salto nel vouto ya, oradan mauvais sang a, la belle noiseuse e uzanan yol. beyfendi artık seksenini devirdi, ama hala oynamaya da devam ediyor, ustalarda onu unutmuyor anlaşılan. yine önemli bir yönetmenle çalışmış, angelopoulos un yeni üçlemesinin ikinci ayağı zamanın tozunda bir kez daha seyircinin karşısına çıkıyor, izleyicinin aklına eskileri getirip nostaljinin garip tadını yaşatırken.
izleyelim efendim.

16 Ekim 2009 Cuma

Kings Of Convenience


İlk olarak iki sene önce 2004 yılında çıkardıkları albümü dinletmişti Lüzumsuz Adam bana. Bu Norveçli ikiliyi ilk dinlediğim gün ne hissettiysem , şu an dinlediğimde aynı şeyi hissediyorum . Huzur.. Bu adamlar ne yapsalar dinlerim.

Bu albümlerindeki özellikle "Know How" isimli parçaları ilgimi çekmişti.

What is there to know?
This is what it is
You and me alone
Sheer simplicity

Bu şarkının nakaratındaki gibi onların sırrı belki de basitliklerinde. Sakin vokalleri ve sakin gitar melodileri grubun göze batan özelliği. Beş sene aradan sonra çıkardıkları "Declaration of Dependence" albümleri de aynı niteliği ve çizgiyi koruyor. Sakin , iddiasız , ve doğrudan çok şey vaat etmeyen parçaları zihinleri temizleyip bir çok şeyi farketmemizi sağlıyor.

İçinde bulunduğumuz hayatın tüm karmaşasından , gürültüsünden , yoruculuğundan uzaklara dingin bir yolculuk şarkılarının vaat ettiği tek şey.Ve evet bir tesadüften daha fazlası bence albümün sonbahar da çıkıyor olması.

11 Ekim 2009 Pazar

chagall istanbul'da!


chagall malumunuz sayfamızdaki en güzel şey, o yüzden bu güzel haberi paylaşmak istedim, pera müzesinde 23 ekim-24 ocak arası chagall sergisi düzenleniyor, gidelim, herkesi götürelim.