15 Eylül 2009 Salı

ıssız adam arı balans ve manevra

pazar gecesinin mönüsünde önce ıssız adam, sonra balans ve manevra vardı. üst üste izlediğim fransız, alman, italyan vs filminden sonra yurt surlarına dönüp bira, cips eşliğinde bu iki filmi tükettik arkadaşlar.

önce ıssız adam, çağın ırmak. babam ve oğlum da bütün uğraşlarıma rağmen ağlayamamıştım, ama ıssız adam elli küsürlerdeki ikinci sevişme sahnesi-ıssız adamın erden geç kıvamında hatunun üstüne abandığındaki sonraki deneme- ve sonlardaki eşi benzeri olmayan monolog kısımlarında gülmekten ağladım, hatta ikincisinde yerimde duramadım, hatta o kadar çok güldük ki cd yi durdurup mola vermek zorunda kaldık-böyle bir şey hayatımda ilk defa oldu- ilginç bir deneyim oldu bizim adımıza.

her neyse elimizde ne var ona bakalım. bu filmi merak ediyordum, üç milyon kişinin izlediği ve kendinden "bir şeyler" bulduğu bu filmi izlemem amatör sosyolog tespitlerime olumlu etkide bulunacağı kesindi çünkü, elif şafak ı da okuyacam en yakın zamanda. neyse konuya geri dönelim, karakterin uç halini hissettirmek için hızla verilmiş bindirmeler-alta yatmam ona göre-, klişe replikler üzerinden bir tanışma, roman okuyormuş hissi veriyor burada diyaloglar, akabinde biraz müzik, biraz diyalog ve melis hanımın içindeki şairin defalarca çıkışı, mavi telaş, sert yüz hatlarının altında bir çocuk var, olm donuyorsun haberin yok vs, biraz angut ıssız adam bakışı-o plan aklıma dolce vita yı getirdi, hani çocuğa bakıyor kumsalda, yüz on dakikalık filmde karakter çizememe, ki bütün olayı "modern" hayatı yaşayan karakterleri betilmlemek olan bir film, sonra melodramlara saygı duruşu, daha doğrusu melodram olduğunu çekinmeden bağıran final, durum böyle. çağın ırmak a bir şey demiyorum, yapmak istediğini yapıyor, en iyi şekilde de yapıyor.
izleyicinin konumu ne burada, sinemanın şehirli kadın üzerinde yaratılması istenen en büyük etki, kısaca kendi hayatına paralellikler kurabileceği bir hikaye olsun, mutsuz sonla noktalansın masal ve ne tesadüftir ki kendisinin ki de mutsuz sonla noktalanmıştır, ikisi de sevmelerine rağmen kavuşamamıştır, hepimizin masallara inandığı zamanlar olmuştur, ben de bir zamanlar b diye birisinin olduğunu düşünecek kadar safdildim birkaç sene önce, onları suçlamıyorum, kısacası hepimiz sevgiyi istiyoruz ama ulaşamıyoruz, sonra kavuşalamayan aşklar hikayelerinde teselli buluyor, hayalimizde yaşatıyoruz vs, galiba her şey kavuştuklarımızda neler yaşadığımızı düşünmekte yapıyor, kendimize karşı da bu kadar dürüst olalım derim.

diğer film balans ve manevra ıssız adam dan haliyle çok daha iyi bir film. teoman şarkıları gibi yer yer güzel, çoğunlukla kötü, her zaman poz, bazen de komik.buralarda pek rastlamadığımız türden bir pansiyonda yaşayan insanların hayatlarını konu ediniyor, dengeli bir kurgu, herkese eşit yer verilmiş. teoman ın bir durum betimlemesi yaptığı söylenemez, çoğunlukla sarhoş felsefesi dediğimiz türden diyaloglar var, karakterler nedenden, mekandan sıyrılmış, eylemden kopuk bir senaryo var. bir de teoman var haliyle, teoman ın çıktığı her sahnede gülmeye başlıyorsunuz, ama teoman gayet iyi oynamış, barda kız arkadaşına üst üste ama hala burdasın dediği sahne son yıllarda türk filmlerinde gördüğüm en başarılı sahnelerden biri-dalga geçmiyorum, filmden bağımsız ilgiyi hak ettiği kesin. kaydırmalar, yavaş çekimler, teoman ın denemeleri de var filmde, tecavüz sahnesi de kurgu yardımıyla beraber de olsa iyi kotarılmış, tabii sahnelerin birbirinden kopukluğu ve karakterlerin hiçbir "amacı" olmaması seyirciyi uzaklaştırıyor filmden, ama teoman filmi çekerken bunu umursamamış ki böyle bir senaryo yazmış, ben beğendim, devam etsin, izleyelim.

sonuç
1.teoman ıssız adamı oynamalıydı, çok da iyi oynardı, kendinden de katardı, karakteri ezik, otuzbirci, hanzo havasından kurtarır, bir derinlik katardı.
2.çağın ırmak hayatında hiç sevişmemiş. daha önce de belirttiğim gibi ikinci seks sahnesi izlediğim en berbat seks sahnesiydi, herif orgazm olmaktan ziyade bize boğuluyor gibi geldi, tabii oyuncunun had safadaki kabızlığınının payını da es geçmeliyim, bir de kurgu var orada, toplu katliam, felaket sahne, yani bu filmi izlemiş ve seks yapmamış birisi bunu okuyorsa şunu söyleyebilirim, böyle bir şey yok, deneyin, korkmayın.

8 Eylül 2009 Salı

080909

"İnsan ya kendi varoluşunu unutacak, ya da tüm dikkatini kendi varoluşunda yoğunlaştıracaktır."

Johannes Climous

kierkegaard - kaygı kuramı

4 Eylül 2009 Cuma

eylül iki bin dokuz

hiçbir nesne tümüyle edimsel değildir. her edimsel olan şey, virtüel-gizilgüç- imgelerin sisiyle çevrelenmiştir.

Deleuze, "Edimsel ve Virtüel", Diyaloglar.