10 Ağustos 2009 Pazartesi

Saat kaç ?

Gün aydınlanmış. Saat 06.35. Kalkmalarına elli beş dakika var. O zamana kadar işim biter mi ? Yoksa kurtarma ihtimalleri var mı ?

Tekrar gözlerimi kapadım. Uyumamış olsam da yataktan elli beş dakika sonra çıktım. Aklım gelip gidiyor. Uzunca bir süredir kafamdan atamadığım düşünce içten içe kemiriyor beni her geçen gün. Evet uygulamamış olabilirim , fakat aklınızda bu varken insan bir şeyler yapacak gücü , isteği bulamıyor kendinde. Ve bu süreçte zorunlulukları yerine getirmeye çalışmak çok yıpratıyor insanı. Aslında hayatta hep bir şeyler yapmak üretmek zorunda insan . Boş geçen her gün geriye götürüyor yoksa. Bir kaç hafta dursa zaman , en azından düşüncelerim kesilse , şöyle deliksiz bir uyusam ama hiçbir şey aklımda olmadan... Ya da uzansam dizlerine biraz uyumama izin versen ...

Sıradan başka bir gün. Posta kutuma bir e-posta gelmiş : "Selam, ... filminin alt yazısı. Bence sen de seyretmelisin." Gözlerim doldu. Birileri hala benim için bir şeyler düşünüyor. Bir şeyler yapmam için uğraşıyor. Yıpranmış , birbirine geçmiş duygularım çok hassaslaşmış durumda. Alışık olmadığım tepkiler veriyorum.

Okunacak kitaplar , seyredilecek filmler , dinlenilecek şarkılar var benim için . Başka bir şey yok. Gerçek diye nitelediğim tüm hislerim , bir süre sonra beni terkediyorsa kendimi kandırmakla daha fazla zaman kaybetmemeliyim. Biraz bunlarla ilgilenmeliyim. Hadi biraz gayret...

Hiç yorum yok: