17 Mayıs 2009 Pazar

the mother and the whore


yıllardır adını duyduğum ama izleyemediğim bir filmdi the mother and the whore.
en sonunda izleyebildim ve birkaç cümle söyleyebilirim filmle ilgili.
filmin başrolünde jean pierre leaud var. jean pierre truffaut filmleriyle godard, bertolucci vs nin filmlerinde oluşturduğu persona yı bu filmde devam ettiriyor. jean pierre yine kafası karışık, çok konuşan, sempatik, kadınları etkilemekte sıkıntı yaşamayan, kendisinden başka kimseyi düşünmeyi başaramayan modern entelektüel rolünde. film boyunca hayatındaki üç kadını görüyoruz, kadınlarla olan ilişkisi farklı yönlere doğru ilerlese de jean pierre her durumda sadece onları kaybetmemek için durumu idare etmeye, yalnız kalmamaya çabalıyor. jean pierre birine yaklaştıkça diğerinden uzaklaştığı için dengeyi kurmakta zorlanıyor, dengeyi kurmayı çabaladıkça kadınları ondan iğreniyor. filmin sonunda veronika nın hamile olduğunu öğrendiğinde onu kaybetmemek için evlenme teklif ediyor yine durumu kurtarmak adına, ama yapabildiği sadece veronika kusarken uzaktan ona bakabilmek oluyor.
alexandre karakteri-jean pierre leuad- son dönem türk filmlerinde görmeye alıştığımız entelektüel-hırt erkeklerin fransız sinemasında en güzel örneklerinden-tabii ki onlar gibi susup denizi izlemiyor, konuşuyor, konuşuyor, üç buçuk saatlik filmin ilk üç saati boyunca durmadan konuşuyor, ta ki filmin sonunda kadınları onu susturana kadar. bu filmde godard var, truffaut var, yeni dalga var, her ne kadar yönetmen estauche yeni dalganın dışında da kalsa yeni dalga artık etkisini kaybettiği sırada son bir dalgayla karaya vuran en güzel örneklerden biri oluyor the mother and the whore.
filmi bir kez daha izleyip üzerine uzun bir şey yazmayı düşünüyorum. bu yazıyı ilginç bir notla bitirelim, film 1973 yılında cannes da yarışıyor, ama en iyi film ödülüne ulaşamıyor. en iyi film ödülünü başka bir klasik scarecrow filmine kaptırıyor, fibresci ödülüne ise ferreri nin unutulmaz filmi la grande bouffe yle paylaşıyor, yani şimdi cannes da bir tane klasik bulamıyoruz bazı seneler, o sene üç klasik birden çıkmış, üçünü de izlemenizi öneririm.

Hiç yorum yok: