24 Nisan 2009 Cuma

radyo eksen


dün burak la yaptığım iki saatlik telefon konuşmasının sonunda arada bloga yaz da yaşadığını anlayayım demiştim, o zaman bizi okuyanlar varsa onlara yaşadığımı hatırlatmam gerek.
oysa ekim ayında ne güzel yazıyordum jeremy.

bugün eksen dinledim biraz, uzun bir süre sonra.

bir parça çaldı, is it love or is it just paris diye bir nakaratı var. bir süre düşündüm, bunu istanbul a nasıl uyarlayabiliriz diye bir şey bulamadım, bu arada paris te aşk didaktizminden nefret ediyorum. tsai ming liang nın what time is it there filmi hepinize kapak olsun. şarkı da tam yaz parçası tutar yani my heart is burning, paris is burning gidiyor böyle, kaldı bile aklımda.

sonra placebo english summer rain çaldı, placebo yeni albüm yapmış ama dinlemek için en ufak bir isteğim yok, bu english summer rain i liseye giderken en azından yirmi kere çalmışımdır müzik çalarda; ki albümün en az dinlediğim parçalarındandı, yani işte böyle oluyor bir yaştan sonra.

ama bir de guns roses çaldı, allahım axl rose, bu adamı artık dinleyen hiç kimse olmasın, dinleyenler de bu çağrıma uysunlar lütfen. ne kadar demode bir müziktir bu ya, üç dakika dayanamadım çin demokrasine, slashinide al da git buralardan! ve bono, yeter be abi, içimi sıkıyorsunuz.

ne çaldı, oasis, blur, smashing pumpkins-1979- joy division falan. yani sevdiğimiz grupların sevdiğimiz parçaları, shes lost control, boys girls gibi. dinlemesem de radyo eksenin hala devam ettiğini bilmek güzel bir şey, biz bu şarkıları dinliyorduk bu radyoda hatta bir kısmını buradan öğrendik ve hala o şarkılar orada, seninle aynı şeyleri dinleyenlerin takıldığı bir radyo, her zaman devam etsin eksen!

Hiç yorum yok: