24 Nisan 2009 Cuma

anna karina ve made in usa


az kişiyle konuşabilsek de ağzımızdan düşmeyen konulardan biri karina nın hangi godard filminde en güzel olduğudur.
genellikle vivre sa vie ve bande a parte izlenmiştir belki pierrot le fou ve bu yüzden hep karina nın siyah beyaz filmlerde daha güzel olduğu söylenir. ama bir de gözden kaçırılan made in usa filmi vardır, godard az bilenen filmlerinden biridir made in usa, belki o zaman planlanan bir şey yoktu ama godard hayranlarına son bir kıyak çekmek istemişti bu filmde.
filmi geçenlerde tekrar izledim ve yine hiçbir şey anlamadım, üzerine bir çok şey okuduğum için duruma hakimim ama zaten godard bu filmde bir şey anlatmak istememiş sadece göstermek istemiştir. godard onun hakkında bildiğim iki üç şeyle aynı dönemde bu filmi çekti, hatta aynı anda ve filme başlarken aklında hiçbir şey yoktu ve karina dan ayrılmak üzereydi. işte bu noktada godard ortak aşkımız karina dan başka hiçbir şey ifade etmeyen bir film çekmek istedi, diğer filmlerinin aksine erkeklerin bütünüyle silik kaldığı made in usa bir bakıma şu ışkta karina yüz planı, bir de şu planda şu giysiyle alalalımın olduğu bir filmdir. karina ya hepimizin ortak vedasıdır ve godard bunun mükemmel olması için her şey yapmış, anna karina imgesini mitleştirmiştir. belki diğer filmleri için de benzer cümleler kurabiliriz ama bu filmde karina için ağzımızdan sadece güzel kelimesi çıkar, karina bir kadından ziyade görselliğinin gücüyle bizleri büyüleyen bir deniz manzarasından farkı kalmaz, ne yaptığından emin olmayan o koca gözlerin film boyunca eksik olmayan gülümsemesi vedayı kusursuz yapar ve godard filmografisindeki yerini alır. o yüzden diyorum ki-yukardaki resim le petit soldat tan alınmıştır godard ın onu kullandığı ilk filmdir, diğer filmlerin hepsinde okuduğumuz karina personası bu filmde mitleşir, kesinlikle izlenmesi gereken bir film.
bir arada antonioni filmlerinin hangisindeki monica vitti yı seçtiğimizi konuşalım.

2 yorum:

lineker dedi ki...

bence Anna Karina'nın en güzel göründüğü film Made in U.S.A'dir. Filmin alt metin okumasını iyi yapamayan izleyici filmden sonra kendisini Karina'ya aşık olurken bulur :)

James Roy McBean imzalı "Sinema ve Devrim" isimli kitapta, film ile ilgili çok güzel bir yazı var. Tavsiye ederim.

Son olarak; Anna Karina, güzellik konusunda Gülşen Bubikoğlu'yla aşık atabilecek tek kadındır.

anıl dedi ki...

lineker merhaba:)

tam bu yazıyı yazdığım sırada mcbean'inin kitabını okumuştum, yorumun beni o günlere götürdü:) güzel kitap, sadece godard'ın filmlerinden değil, birçok iyi filmden bahsediyor kitap.

bugünlerde bir godard filmi izlediğimde o döneme göre daha eleştirel bir gözle bakıyorum. bu sene vivre sa vie ve alphaville'i izledim. godard birçok sahnede karina'yı bressonvari bir imaja indirgiyor ve ondan çok az şey bekliyor-çok güzel bir şekilde bakmasını; ki bu karina için çok zor olmasa gerek, bu bir tercih, oyuncuya verilen alanla ilgili bir tercih, ancak karina'nın godard dışında hiçbir kariyeri olamamasında bu tür rollerle törpülenmesinin etkisi olduğunu düşünüyorum.

başarısızlığının başka nedenleri de var tabii. aşağıda linkini verdiğim kitapta bu konuyla ilgili birçok bilgi var, ilgini çekebilir.

http://www.amazon.com/Everything-Is-Cinema-Working-Jean-Luc/dp/0805080155/ref=tmm_pap_title_0

kendine iyi bak, sevgiler.