20 Şubat 2009 Cuma

Yazmamak... Yazamamak...

Lüzumsuz Adam bu blogu açmadan önce aylakzamanlar adında bir bloga sahipti. Bunu açarkenki düşüncesi benimle ve gar sakini ile birlikte bir şeyler yapabilmekti. Ama görüyorsunuz ki çok da değişen bir durum yok ortada.Hala tek başına yazmakta. Kendisi grubumuzun tembelliğini daha önceki bir yazısında vurgulamıştı zaten. Peki ben niye aynı şeyleri yazıyorum tekrar? Sadece neden yazmadığımın gerekçesini açıklamak istiyorum. 
Belli dönemlerimizde içine düştüğümüz duygusal karmaşalar sırasında kendimizi bir şekilde rahatlatmak ihtiyacı duyuyoruz. Bunu bir şeyler yazarak yapmak bu yollardan bir tanesi. Fakat kendi yazdıklarıma dönüp baktığımda bunların kopuk , dağınık , bir yazı değeri bile taşımayan şeyler olduğunu gördüm. Sarhoşluk sonrası muhabbetlere benziyordu. Biraz dumanlandıktan sonra sadece anlatma ihtiyacından sarfedilen sözcükler gibi. Böyle yazılara dönüp baktığımda kendimi yazmaktan uzaklaşıyormuş gibi hissediyorum ve bu istediğim şey değil. Lüzumsuzun tavsiyesine uyarak bir günlük tutmaya başladım . Ankara'ya döndükten sonra bir on gün kadar hiçbir şey yapmayıp sadece neler yapmam gerektiği üzerine kafa yordum. Kalemimden çıkan yazıların daha terli toplu olması için kendimi biraz dinlenmeye çekip , aklımdaki fikirleri notlar alarak daha sonraya bırakmaya karar verdim. Zihnim biraz temizlenip , kendimi hazır hissettiğim zaman bunları şekillendirmeye çalışacağım . Bu süreçte kendiliğinden  bir okuma düzenim oluştu ve de her dönem aslında ihtiyaç duyduğum bu alışkanlığımı koruyarak düşüncelerimi geliştirip içimdekileri bu kitaplarla paylaşarak yoluma devam ediyorum. 
Bunları aslında buraya yazmayıp lüzumsuzla telefonda konuşup da anlatabilirdim. Telefona elim gitmedi , biraz da buraya yazmayı özlediğimden bunları zorla sizlere de okutmuş oldum . Kusura bakmayın . Görüşmek üzere...

Hiç yorum yok: