24 Şubat 2009 Salı

iki bin dokuz şubat

dün ilk defa taksim şişhane metrosunu kullandım. levent den geldiğimiz araçtan inip yeni bir araca binmek zorundasınız. kullandığımız araçlar farklı, sanırım avrupa dan ithal, eski stilden daha hoş. araca bindiğimiz de dikkatimizi çeken nereye gittiğimizi gösteren levha ve onun yeşil kırımızı ışıkları oldu. şimdi taksim desiniz, az sonra şişhane, birazdan unkapanı ve sonra.. ama pardon unkapanı durağı daha açılmamıştı, ama yeşil ışık yanmaya devam ediyor. sanırım sevgili büyükşehir belediyesi her açılan durak için "edit" yapmamak adına yapmayı düşündükleri bütün durakları bir seferde basmışlar. hem böyle daha havalı duruyor sanki. evet, ilk açıldığı sıralar 2004 yılında aksaray a geleceği söylenmişti ama şu an 2009 yılında yanıp sönen ışıklarla içimizi ısıtıyoruz. hayal etmesi bile güzel aslında. hem dikkat edersen jeremy, m2 işaretini görmüşsündür, m1 de marmaray oluyor sanırım, pekala şimdilik sadece hayal ediyoruz.

hazır konu lalesi ve metrosuyla ünlü büyükşehirimize geldi, seçim konusundaki düşüncemi de yazayım. kılıçdaroğlu nun adaylığı açıklandığından beri bir gün ona vereceğim diyorum, öbür gün size günahımı bile vermem diyorum. farkettim ki ne zaman kılıçdaroğlu nu görsem, ondan soğuyorum, asla bu adama oy vermem diyorum. ama ne zaman erdoğan veya topbaş ı görsem-benzeri bir durum anakralılar için de geçerlidir sanırım- işte o zaman kılıçdaroğlu diyorum. aslında bu tamamıyla sürekli kazananların kaybettiklerini görmek için duyduğum sapkın eğilimle alakalı. evet, bir kerecik olsun kaybetmeliler ve biz onları televizyonda izlerken eğlenceli bir akşam geçirmeliyiz, 2009 mart seçimlerinden beklentim bu, daha fazlası şimdilik hayalperestlik geliyor gözüme.

Hiç yorum yok: