12 Aralık 2008 Cuma

Uyuyan Adam

Öncelikle bunu bu kadar ertelememin nedeni sadece tembelliğim bunu bilmenizi isterim. Nerden anlatsam nasıl başlasam bilmiyorum çünkü bu sürece beni itenin ne olduğunu ne zamandan sonra böyle olduğumu bilmiyorum. Bir isme sahip olmam on gün kadar önce , zamanında şöyle bir göz attığım kitabı bir çırpıda okumam sonrası oldu. Aslında okumak denemez , dinliyordum sanki. (Georges Perec - Uyuyan Adam)
Zaman , mekan, farklıydı ama bunların bir önemi olmadığını biliyorsun jeremy. Birisi karşıma geçmiş beni anlatıyor gibiydi. Böyle bir deneyimi daha önce hiç yaşamadım. İçine girip sürüklendiğim kitaplar oldu ancak bu çok farklı bir şeydi. Hiç hoş olmadığını da belirtmeliyim. Kendinizi bulduğunuz şeyler hoşunuza gider ama bunları duymak hiç hoşuma gitmedi benim. Gözlerim doldu ancak ağlayamadım. Kitabı okuduktan sonra bir süredir amaçlarından uzak sürüklenen ben, daha vahim bir hal içine girdim. Acı çekiyorum. Karakterle aramızdaki en büyük fark benim içimdeki umudu tamamen kaybetmemiş olmam. Belki de kendimi kandırıyorum kim bilir. Çalışmak için açtığım ancak bir türlü odaklanamadığım ders kitapları, hoşuma gitmesine rağmen alıp okumadığım kitaplar, başlayıp yarım bıraktıklarım, seyredilmeyen filmler... Nedenini inanın bilmiyorum. Ne zaman bu hale geldiğimi de bilmiyorum. Bulduğum tek mantıklı cevap artık bazı konularda kendimi kandıramamak. Hoşuma giden şeyleri ,anları kaybediyorum büyük hünerler göstererek. Şu anda tutunduğum bir şey yok, sadece bekliyorum. Neyi beklediğimi bile bilmeden. Uykumu aldığım halde yataktan çıkmıyorum, çıktığımda baş ağrısı ile başlıyorum güne. Uyurken daha çabuk geçiyor zaman ve yüzleşmiyorsunuz hiçbir şey ile. İki sene önce bütün gece ağlayıp çekip gitmeyi bile beceremeyen ben , bir gülümsemenin sıcaklığında unutup her şeyi denemek istedim, ancak onu da kaybettim tabi ki. Şimdi özlüyorum ve de bekliyorum bu durumun değişmeyeceğini bildiğim halde.Sadece bu değil bir çok şey var ve bunların hepsinde suçlanacak kimse yok. En acısı da bu belki suçlayacak kimseyi bulamamak, her şeyin sorumluluğunun siz de olması. Hiçbir sakatlığım , hiçbir eksiğim yok, ölümcül bir hastalığa yakalanmadım, sadece...
Bunun benzeri durumlara bir çoğumuz düştük belki zamanında, ama hissettiğim bunun gelip geçici bir şey olmaması. Midemde garip bir ağrı ile bekliyorum , yanılmış olmayı gelip geçmesini bekliyorum. Umudum tükenmedi henüz, her şeye rağmen bir gün bir şeylerin değişeceğine inanıyorum.

Kitaptan bir kaç satır, hangi birini not alacağımı bilemedim...

"Yalnızsın. Yalnız bir adam gibi yürümeyi, aylak aylak dolaşmayı, sürtmeyi, bakmadan görmeyi, görmeden bakmayı öğreniyorsun. Bir gölge olmayı ve insanlara sanki hepsi birer taşmış gibi bakmayı öğreniyorsun. Oturur durumda ,yatar durumda kalmayı ,ayakta durmayı öğreniyorsun. Her lokmayı çiğnemeyi, ağzına götürdüğün her parça yiyecekte aynı manasız tadı bulmayı öğreniyorsun..."


"İnsanlardan nefret ettiğin anlamına gelmez bu , ne diye onlardan nefret edesin ki? Ne diye kendinden nefret edesin ki? Keşke insan türüne ait olmak, o dayanılmaz ve sağır edici gürültüyü de beraberinde getirmeseydi; keşke hayvanlar aleminden çıkıp aşılan o birkaç gülünç adımın bedeli, sözcüklerin, büyük tasarıların, büyük atılımların o dinmek bilmeyen hazımsızlığı olmasaydı! Karşı karşıya getirilebilen başparmaklara , iki ayak üstünde duruşa , omuzlar üzerinden başın yarım dönüşüne fazla ağır bir bedel bu. Yaşam denen bu kazan , bu fırın, bu ızgara, bu milyarlarca uyarı, kışkırtma, tembih, coşkunluk, bu bitmek bilmeyen baskı ortamı, bu sonsuz üretme, ezme , yutma , engelleri aşma, durmadan ve yeniden baştan yaratma makinesi, senin değersiz varoluşunun her gününü, her saatini isteyen bu yumuşak dehşet."

"Sen artık dünyanın adsız efendisi tarihin üzerinde hiçbir etki yapmadığı kişi, yağmurun yağışını hissetmeyen, gecenin gelişini görmeyen kişi değilsin. Sen artık ulaşılmaz, duru, saydam değilsin. Korkuyorsun. Bekliyorsun. Clichy Meydanı'nda yağmurun dinmesini bekliyorsun."

1 yorum:

psychosphere dedi ki...

"yeni ülkeler bulamayacaksin, başka denizler
bulamayacaksin.

bu kent peşini birakmayacak. ayni sokaklarda
dolaşacaksın.

ayni mahallede yaşlanacaksın;
ayni evlerde kır düşecek saçlarına.

bu kenttir gidip göreceğin yer. bir başkasını umma -

bir gemi yok, bir yol yok sana."