6 Kasım 2008 Perşembe

tüyap

evet, tüyap notlarımı paylaşayım jeremy.
öncelikle metrobüs. ilk defa kullandım, izlenimim müspet efendim. istanbul un her yerine yapsınlar bunlardan. metro falan yapmayacaklarına göre, üstten,ortadan metrobüsü geçirsinler diyorum. bir saat bile sürmedi varmam, bu kadar diyorum. iki sene önceki ziyaretimde ise e-5 den karşı karşıya geçiyorduk,ayaklarım titriyordu jeremy, şimdi sevindirik oldum.
ikinci husus füruzan. füruzan bu senenin onur konuğu. peki ne yapıldı? füruzan ı getir, bir iki panel, tamamdır. füruzan ismini kim seçiyorsa artık, bilmiyorum, bunu bir gün öncesinden mi seçiyorlar. kalıcı bir şeyler yapılmalı. her sene aynı sorun var. mesela şimdi gelecek senenin onur konuğunu belirleseler ve önümüzdeki bir senede o isimle ilgili kitaplar basılsa ve geleceğe bir şeyler bırakılsa daha iyi olmaz mı? çok zor bir şeyden bahsetmiyoruz jeremy. aynı şeye ana temayla da ilgili. 68 mevzusu herkesin teması bu sene zaten. peki ne var başka?
bir stand da banu güven in-ntv spikeri- cadı şapkasıyla çekilmiş bir resmini gördüm. peki banu güven mevzusu ne jeremy? yurdumuzun bir üst kademe abazanlarının gece haberlerini izleyip sonra ellerini severlerken yaratıcılık sorunları yaşamamalarını sağlayan biri mi? hayır, anlamıyorum. kim bu hatun? geçen sene rolling stones elemanlarının yanında yaptığı hareketleri gördükten sonra kendisi hakkında bir cümle kuramıyorum bile. popstar mı abi bu, altı üstü bir haber spikeri. yüzü güzel olan bir kadın. bu kadar.
bordo siyah standında stendhal ın kırmızı ve siyahının kırpılmış bir baskısını gördüm. adama bunun tam bir çeviri olup olmadığını sordum. tabii ki dedi. sırıttım. standın öbür tarafında hıyar da suç ve ceza yı okuyup okumadığımı sordu. ilk defa sizden duyuyorum dedim. ona da sırıttım.
ithaki nin poe çılgınlığına ben de katıldım. kitap 1000 sayfa, standart boyuttaki bir kitapta 2000 sayfaya denk gelir bu, ölene kadar poe nun bütün öykülerini okumayıı umuyorum. eğer ölmeden bitirirsem şiirlerini de alabilirim. bütün öyküleri deyince kulakta hoş bir tını bırakıyor değil mi? hadi alalım, hadi hemen.
metrobüste türbanlı bir kız-pembe-, "duruşuna" ters düşerek alanen beni kesiyordu. çok "irrite" bir durumdu. neden böyle oldu anlayamıyorum. çok mu efendi bir adam oldum artık. ama aslında hep kızların manyaksın emrecan dedikleri türden bir adam olmayı istemişimdir. her neyse kızın yanına gittim, biz ayrı dünyaların insanıyız dedim. üzüldü.
neyse metrobüste asıl düşündüğüm bu değildi. fuardan canhıraş bir ifadeyle çıkmaya sebat ederken-gerizekalı çocuklarrr, bizi asla fuara götürmedikleri için okuluma teşekkür ediyorum- eski kız arkadaşımı gördüm. kendisi kadıköy anadolu mezunudur. yolda giderken kaç tane kadıkoy anadolu mezunu insan tanıdığımı düşündüm. sırf bizim bölümde bile 4,5 tane var, benim bildiğim bir 20 kişi var temiz. hem herkesin okuduğu liseyi bilemezsin. her neyse galiba istanbul da üniversite okuyan üç kişiden biri kadıkoy anadolu mezunu. bu nasıl iştir çözemedim. ve bu kadıköylü tanıdıklarımın hiçbiriyle yakın arkadaş olmadığımı da çözümledim. hepsi genel kültürü yerinde çocuklar ama nedense hiçbiriyle bir alakam olmadı. tesadüf deyip geçiyorum.
avcılar da metrobüsten indiğimde tenis kortu gördüm. lan burada kim tenis oynuyor ki dediğim anda istanbul university aklıma geldi. burası aklıma sabancıya yaptığımı geziyi getirtti. bu yerlere kimse istanbul diyemez, benim için durum böyledir. beylikdüzüne ilerledikçe görüntü daha da itici bir hal aldı.
ve son olarak fuarın önündeki mcdonalds. 24 saat açık diyor. gece oraya gelip bir şey yiyen bir canlı var mı gerçekten merak ettim.

1 yorum:

gar sakini dedi ki...

len 100 ytllik fonu iyi kullandın umarım :P