21 Kasım 2008 Cuma

itiraflar

evet yeni bölümümüzün ismi itiraflar.
jjr tarzı bir şey olmasa gerek.
veya itiraf kom style.
yazarlarımız takıntılarını, ilginç beğenilerini okurlarıyla paylaşsınlar, böylelikle okurlarımızla daha samimi bir ortam oluşsun, onlar bizi daha iyi tanısın falan.
efendim ben mesajınız var isimli romatik komedi filmini iki defa izledim. ilki 13 14 yaşları sırasındaydı, bu normal, ikincisi izleyişim ise 03 04 yazları sırasında oldu. gece iki civarlarında tv yi açtım, bu film oynuyordu, lan şöyle bir bakayım derken ortasından girdiğim filmi bitirdim.
ve bu izleme edimi hiçte flash tv izlemelerimin ruh haletine benzemiyordu, gerçekten izliyordum.
işte tom meg in yazıştığı kişi olduğunu öğreniyor ama içeri girmiyor, meg i tek bırakıyor, kıyamıyoruz ona, sonra meg hem işsiz hem sap, sonra tom onunla arkadaş olmaya çalışıyor, meg başta huysuz ama kendini ona bırakıyor-burada bir mantık aramıyoruz haliyle-, tom hem oyunu sürdürmediğinin zevkini tadıyor, hem meg in yanında olmaktan mutlu, hem ona bir an önce açılmak istiyor, biz de hadi meg de öğrensin diyoruz, mutlu sona adım adım gidiyoruz, her sahne daha bir duygusal, daha bir aptal sırıtma, sonra meg bulusmaya karar veriyor ama sevdiği adam tom, sonra parka gidiyor, parkta önce köpeği görüyor, sonra tom geliyor, meg hep senin olmanı istedim diyor, işte over the rainbow giriyor, mükemmel,ağlıyoruz meg le beraber, hep beklediğimiz son.
durum böyle jeremy. romantik komedi hiç sevmem, muadili filmler seattle bir şey ve hary&sally o yaşlarda bile dayanamadığım filmlerdir. amerikan mucizelerini, sonlarını hiç sevmem, tyler amcam gibi "run forrest run" diyenlerdenim.
ama bu filmi seviyorum, yani bugün izlesem ne derim bilmiyorum ama seviyorum. holivud sinemasının temel bir hedefi vardır. izleyici normal hayatta göremeyeceği bir dünya göstermek, iki saatte olsa o karakterini yerine geçmesini sağlamak ve onu mutlu etmek. bu filmin de yaptığı bu. iyi oyunculara sahip olduğu için de başarılı oluyor. ama bütün bunlar benim bu filmi neden sevdiğimi açıklamaya yetmiyor.
durum böyle, umarım bu bölümümüzde yalnız kalmam. yani ben bu filmi sevdiğimi alanen söylüyorsam sizden de bir şeyler bekliyorum demektir çocuklar.

3 yorum:

godsyndrome dedi ki...

Ben böyle eğitim kurumlarında geçen holivud filmlerini severim lüzumsuz bey.Hani mezuniyet balosunun kraliçesi sarışın hatun filmin sonunda okulun en sümsük oğlanına koşar ya.Bu nasıl bir yalandır ya:):)

Wendy dedi ki...

Güzel olmuş bu. Okuyucular artık gizli kalmasın, kendilerini göstersinler!
Sabah okudum yazıyı, ilk anda aklıma gelmedi. Demin bir anda insanların konuşmalarını dinlemeyi sevdiğim geldi. Ne kadar etik orası tartışılır ama otobüste, cafede, herhangi bir yerde duyabileceğim şekilde konuşan birileri varsa kendimi dinlemekten alamıyorum. Hatta ilginç şeyler duyduğum da oldu. En iyisi ben de blogda "Kulak Misafiri" başlığında yazayım bunları. :)

lüzumsuz adam dedi ki...

valla o tür filmlere pek hakim değilim abi. ama danwson creek vardı hatırar mısın, 14 yaşındaki gençlerin başından geçen maceralar derdi, ben de ondörttüm, rahatsız edici bir durumdu benim için.

wendy ben insanları dinlemeye bayılıyorum, hatta eşzamanlı olarak yanlarında not alıyorum, iyidir yani, devam et:)