23 Kasım 2008 Pazar

İt Cazı


Lüzumsuz Adam'ın tavsiyesi üzerine okumaya başladığım isimlerden birisi. Şiir kitaplarını okurken rastgele sayfalar açıp , bir kaç tane okuduktan sonra bırakırım genelde ancak bu kitapta kendimi tutamayıp sayfaları birbiri ardına çeviriyorum.Ki sıradan bir şiir kitabı da değil bu zaten. Neden bana bu ismin bu kadar ısrarla tarafımdan okunması gerektiği konusunda baskı yapıldığını idrak ettim sanırım. Bugüne kadar sadece tek tük şiirlerini okumuştum Küçük İskender'in sanırım kitaplarını arşivime ekleyeceğim en kısa zamanda. Kitabın arkasındaki yazıları pek sevmem ama bazıları çok hoşuma gidiyor, bu da onlardan biri.

"Bugün hayatında bir değişiklik yap ve ne kadar yıpratıcı olduğuna karar ver istedim; o nedenle oturup yazdım tüm bunları; yoksa gecenin dördü hepiniz uyuyorsunuz; bu ülkede hep gecenin dördü; herkes uyuyor. Ben ayaktayım. Elimde bir bıçak var ve kendimi mi yaralayım, kendimle aramdaki coğrafyayı mı keseyim, kendimle aramdaki anlayış biçimlerini mi doğrayayım, karar veremiyorum. Çok salakça farkındayım. Gülüyorum. Bıçak da gülüyor buna. Memleket de gülüyor. Doktorum da gülüyor. Arkadaşlarım da gülüyor. Gülmeyi artık bir kusmaya dönüştürüyoruz.
Hadi canım söyleyeyim bari: Herkes gitti , çıkmışız dışarı , bas bas bağırıyoruz. Uluyoruz. Caz diyorlar buna bazı köpekler. Canın yandığı için it cazı yapıyorsun diyorlar. Doğrudur. Bir gün benim de arka bahçemi kazdıklarında çok daha fazla ceset çıkacak ve garip bir yetkili açıklama yapacak: ' Her biri bir başka müzik aleti ile öldürülmüş, fantastik' "


İyi sabahlar jeremy, sen uyumuyordun di mi ? Dikkat et kendine...

1 yorum:

münzevi dedi ki...

the kırmızı başlıklı istasyon şefi''*