31 Ekim 2008 Cuma

Yalnız Gezenin Düşleri

"İşte , yeryüzünde yalnızım; kendimle baş başayım; artık ne kardeşim var , ne bir benzerim, ne dostum , ne de ait olduğum bir toplum."
Böyle başlıyor Rousseau kitabına. Hikayesi aslında bu onun . Daha önce İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı'nı okumuştum . Oradaki dil çok ağır , anlamakta güçlük çekiyorsunuz haliyle konuşma metinlerinden oluştuğu için. Burada daha önce hiç bahsetmediği şeylerden , kendinden bahsediyor bize. Çocukken başından geçen olayları bile tüm açıklığı ile anlatıyor. Rousseau , sürgün edilmiş korkulan bir düşünür. Zaten ne zaman iyi bir şeyler söylemeye çalışsanız sizi silmeye çalışırlar. Evet dil olarak biraz ağır olabilir bazı kitapları ama çekinme oku. Ben öyle yapıyorum , anlayabildiğiniz kadarı bile yeter, on sene sonra bir daha okur daha başka daha çok anlarsınız bu her şeyde öyledir zaten.

2 yorum:

Mor Kedi dedi ki...

çoğu zaman,bazı kitaplarda, anlattıklarından çok, dildeki ağırlığa takılmıyormuyuz, zaten? aslında bu,bir bakıma anlamdaki çetrefilli durumdan da ileri geliyor. kelimeler anlamı içinden çıkılmaz bir keşmekeşe çeviriyor.sonuç olarak güzel düşünme, sorgulama nöbetlerine mahkum ediyor....

olmayan dedi ki...

" yaşamak için doğmuştum, yaşamadan ölüyorum. en azından bu benim suçum değil ve beni yaratana, yaratmama engel olunan büyük eserleri olmasa da, en azından boşa çıkarılan iyi niyetlerimi, sağlıklı, ama işe yaramaz hale getirilmiş duygularımı ve insanların beni horlayarak denedikleri sabrımı sunabileceğim." diyor rousseau..