16 Ekim 2008 Perşembe

reklamlar

hani restoranlar, alışveriş merkezleri veya herhangi bir ticari işletme açıldığında kısa dönemde müşteri toplamak için ilerleyen aylarda izleyecekleri çizginin dışında seyrederler ya, benim durumum da böyle oldu, iç deney i ilk günlerinde öksüz bırakmak istemiyorum, kısa da olsa bir şeyler karalamaya çalışıyorum.
bugünkü konumuz reklamlar, ttnet reklamlarını hakkındaki izlenimlerim. ttnet mazhar alanson ile biricik suden inin reklamlara çıkardığında çalışmayı sevimsiz bulmuştum, senaryo iticiydi, oyun hakkında yorum yok ve mazhar alanson reklam için anlaşılacak en son kişiydi belki de. ve sonra geçen istanbul film festivali sırasında şu kızla oğlanın oturdukları, oğlanın çayı vakumladığı-böyle bir çay içme yok arkadaşlar- sonra oğlanın dalkavuk perdeden mazhar dan bir şeyler indirelim mi dediği, sonra mazhar alanson ın çıktığı, daha doğrusu onların hayal ettikleri, bütün reklam boyunca yavşayan çocuğun yüzündeki pelte ve ablak ifadenin gitmediği reklam. şimdi öncelikle bir konuda açıklayayım. mazhar alanson un bu reklamda çıkmış olması benim için hiçbir şey ifade etmiyor, bir reklam anlaşması yapması da beni ırgalamıyor, feridun düzağaç bile binbir gece de oynadıktan sonra-iki gün önce gördüm, dumur- mazhar alanson a kim ne diyebilir ki? popüler kültüre öyle veye böyle bulaşmış kişiler için bu durumda anormal bir şey yok. neyse reklama döneyim. bu reklamı festivalde defalarca izledim ve yanımda defalarca tanımadığım insanlar vardı ve bütün gösterimlerde aynı tepkiyi verdi salon. bu reklamı çekenler ne kadar tiksinç bir iş yaptıklarının farkında değiller mi, gerçekten kafam almıyor. sonra gülse birsel ile mfö nün ö sünün reklamı geldi. mazharla biricik in mide bulandırıcılıkta en son kerteye ulaştığını düşünmüştüm, ama gerçekten bu ne jeremy ya. ya bu nasıl bir iğrençliktir, daha ne kadar antipatik olabilir insan. en bomba reklamı da geçen gün gördüm. ttnet vitamin diye bir şey yapmış efendim, reklamda mutlu baba evladının-karısı da yanında tabii ve güzel bir koltuk ve gömlek giyen bir baba- ttnet vitamin sayesinde ödev yapmaktan zevk aldığını söylüyor. öğrencilik hayatım boyunca ödev yapmaktan zevk alan birini ne gördüm ve işittim ve böyle bir insan olacağını da inanmıyorum. ve hepmiz onun gittiğinden yoldan döndüğümüze göre ödev yapmanın ne menem bir şey olduğunu biliyoruz ve böyle bir saçmasapan bir reklama kimsenin inanmayacağını da küçük bir çocuk bile görebilir. bu kadar kötü bir reklam serisini türkiye de kimse yapmadı, kolayına da kimseyi bu seviyenin üstüne çıkamayacak.
o zaman biraz da güzel bir reklamdan bahsedelim. levis öyle reklamlar yaptı ki, artık levis in reklamlarını bekler olduk. gelmiş geçmiş en iyi reklamlardan olan moonbathe, sonra levis ın tarihine bir bakış, geçen sene levis ın duyumsattığını iddia ettiği ruh haletini gösteren afiili bir eskiz-aslında daha eskilere gidince de hayal kırıklığına uğramıyorsunuz, ve en son olarak bu sene hedef kitlesine çok sempatik gelecek bir çalışma. görsel olarak belki güçsüz kalıyor öncülleriyle karşılaştırınca ama bu naif reklamı da çok sevdim. gerçekten öyle güzel işler yapıyorlar ki, insanın o senaryo ekibinde olası geliyor.
görüşürüz.

2 yorum:

Wendy dedi ki...

Days in colours'ın "Batmayaniye" ve bir ısıtıcı markasının (Alf idi adı yanılmıyorsam) "Alf'iniz yoksa anneniz üşüyebilir." reklamlarını gördükten sonra pek şaşırmıyorum artık kötü reklamlara. Zaten Türk Telekom'un "ucuz" esprili Cem Yılmaz reklamlarından sonra TTnet'ten de fazla bir beklentim yoktu. Gerçekten artık saçma olsun, kulak tırmalasın, görsel zevke tecavüz etsin gibi kaygılar taşımıyor kimse.

lüzumsuz adam dedi ki...

days in colours ve ismi alf olan ısıtıcı markasını simdi senden duydum, popüler kültüre kendimi hakim sanıyordum oysa ki.
ve cem yılmaz.
cem yılmaz hakkında sunu düşünüyorum. insanlar cem yılmaz ı görünce gülmeye başlıyorlar, kendi aramızda otururken sadece sırıtacağımız bir espri cem yılmaz anlatırken insanları kendinden geçiriyor.
bu reklamların bazılarını gördüm, anlamadım bile ne dediğini,yanımdaki adamda anlamadı, ama gülüyordu.
sanırım bu yeterliydi.