30 Ekim 2008 Perşembe

noktalı virgül

artık ölümlerden bahsetmek istemediğim için ilhan berk ve fazıl hüsnü dağlarca nın ölümleri üzerine bir şeyler karalamadım. birkaç sene önce enis batur fazıl hüsnü dağlarca yı yaşayan en büyük türk şairi seçmişti-ilhan berk için hafif yazıyor dediğini unutmuyorum- şimdi o da öldü, kimi seçecek acaba? her neyse benim için bu sorunun cevabı gülten akın. ama o da ölürse kolayına isim veremem gibime geliyor.
her neyse elliott smith den bahsedecektim. evet, ölüm yıldönümünde bir şeyler yazmak istemedim. elliott smith in adını ilk defa intihar ettiği sıralarda duymuştum bir arkadaşım sayesinde. o sıralar bütün şarkılarını dinledik, yuttuk. yıllar sonra yayınlanmamış şarkıları piyasa sürülüp high times i dinleme fırsatına erişince yıllar önce yaşadığımın bir benzeri hissi yaşadım. iki bin iki yılında kurt cobain in ölümünden yıllar sonra you know you are right isimli şarkı piyasaya sürülmüştü. bu şarkıyı o dönemki boktan kasetçalarlarda radyodan cızırtılı bir şekilde dinlemiştik. kurt cobain sanki bize bir kez daha-son kez- sesleniyor gibi gelmişti bana. yani sözler başka türlü ilerliyor olabilir ama nakaratta defalarca you know you are right diyordu. gözlerim dolmuştu, evet bir lise çocuğu olarak durumu abartıyorduk ama benzeri bir hissi yıllar sonra da yaşadım işte jeremy. iki bin iki yılında nirvana nın kasetlerini okulda, dısarda her yerde dinliyor ve gerçekten bundan güç alıyorduk. bir de unplugged mevzusu var biliyorsun. bugün kırk besinci izleyisimde bile kurt un zengin bir rock grubu olduğumuzu sanıyordum-gitarı akor etmeleri gerekiyordu- esprisine gülüyorum-naif gülümseme-, yine where did u sleep last night-grunge ın bitttiği an-, yine beyaz kamelyalar, mumlar ve hırkası, biliyorsun işte anlatmayalım. öyle işte, nerden girdiysem bunlara.
elliott la bitirelim. yıllar önce ilk dinlediğim elliott şarkısı needle in the hay di-the royal tenanbaums da çaldığı güzel bir sahne vardır-. aşağıu yukarı her sabah aynaya dakikalarca donuk bir şekilde bakarım jeremy . ve kafamda bir şeyler çalar, bazen cümleler geçer, fotoğraflar.. işte ne zaman needle in the hay-velvet underground vari huzursuz ritmi düşün- çalmaya başlasa kötü bir şey başıma geliyor. bilinçaltından gelen bir durum olduğunu düşünüyorum artık.
ve işin ilginç yanı geçenlerde needle in the hay çalarken, şarkı kendiliğinden değişti. ilk defa oluyordu, aynaya bakıp gülümsedim.
çalan şarkı da bana kalsın.
görüşürüz.

Hiç yorum yok: