14 Ekim 2008 Salı

istiklal notları

iç deney de bir etiket altında topladığım yazılarım olsun istedim, istiklal de gezinirken aklıma gelen, başımdan geçen, gözlemlediğim, gördüğüm olaylardan aldığım notları ara ara iç deney de paylaşacağım ve bu yazıları yaratıcılığımın tıkandığı bir noktada ortaya çıkan istiklal notları adlı etikette toplayacağım. evet daha afili bir isim aklıma gelirse bunu değiştiririz.
son günler de dikkatimi çeken bir durum var. beyoğlundaki her kitapevinin vitrininde heidegger in varlık ve zaman kitabını görüyorum. evet, yeni çıkmış bir çeviri ve mevzuyla ilgili olanların dört gözle bekledikleri bir çeviri ama bu kitap bütün kitapevlerinin vitrininde nasıl arzı endam ediyor anlayamıyorum. heidegger benim farkedemediğim bir dönüşüm sonucunda türkiye de popüler bir isim mi oldu, yoksa cadde üzerindeki "herhangi" bir dükkan aslında o kadar da boktan bir yer olmadıklarını mı anlatmak istiyor. nasıl olursa olsun bir yanda çılgın türkler bir yanda heidegger komiğime gidiyor jeremy.
birde istinasız nereye girersem gireyim gözüme sokulan bir kitap var, senin de dikkatini çekmiştir bu durum. hani bakkallarda sabah ekmek geldiğinde üstüste istiflerler ya ve bakkala giren herkesin eli oraya gider, bana bu durum bunu hatırlattı. acaba orhan pamuk bu konu hakkında ne düşünüyor, her şeyden bahsederken biraz buna da değinse de öğrensek.
görüşürüz.

2 yorum:

imleç dedi ki...

aslında Türkiye vitrininde bir yanda çılgın türkler bir yanda heidegger olan,borges yerine şiir kasetleri pardon cd'leri satılan kaygısız bir kitapçı değil mi?hep kitapçı kalacak sahaflığı hiç bilmeyecek olması da cabası.Amma edebi bir yorum oldu:)

lüzumsuz adam dedi ki...

kitapçı sahafçı imgeni sevdim, bu arada hoşgeldin imleç:)