10 Ekim 2008 Cuma

eylül 2005

2005 yılının eylül ayında okulumuzun yüzüncü yıl kutlamalarına katıldıktan sonra çocuklarla beraber nevizade de bir mekana takılmıştık. akşam saatlerinde barın televizyonundan semra hanım ın oğlu ata nın öldüğünü öğrendik. hiçbirimizi bu habere şaşırmadı, üzülmedi, bazılarımız sırıttı, çoğumuzu ırgalamadı, hatta tv de sürekli bu adamları görmenin verdiği sıkıntının dile getirilmesine neden oldu.
bir süre sonra bir arkadaşımla yıldız da otururken laf ata nın ölümüne geldi ve ata nın esrar kullanarak dünyada ölen tek insan olduğunu söyleyip on beş yirmi saniye eğlendik. ata nın hikayesi sabah gazetede okuduğumuz bir haber veya dün akşam gittiğimiz mekanda başımızdan geçen bir olaydan farkı olmayan, sadece diyalog yaratmayı sağlayan herhangi bir "şey"di.
işte bugün aklıma ata geldi ve açıkçası onun için üzüldüğümü söyleyemeyeceğim. ve bizim davranış biçimimizinde atipik değil, tersine tipik olarak adlandırılması gerektiğini düşünüyorum.
görüşürüz.

Hiç yorum yok: